Turizmin efsanesi: Ferit Epikmen

 

İstanbul Erkek Lisesi’nde okurken Eminönü Halkevi de ikinci adresimizdi. Edebiyat matineleri olurdu Halkevi’nde. Gençlik Tiyatrosu vardı. Türkiye Milli Talebe Federasyonu’nun. Münazaralar olurdu sıkça.

 

Sadri Alışık, Zihni Küçümen, Şükran Güngör, Metin Serezli, Yılmaz Guruda, Tuncer Kurtiz, Tunca Yönder, Okay Sağtürk, Oktay Arayıcı (Tiyatro Yazarı), Vasıf Öngören, Güneş Uğurlu (spiker), Şemsi İnkaya, Dr. Üstün Korugan “Gençlik Tiyatrosu” ndan tanıyabildiklerim.

 

Buraya elli metre kadar uzaklıkta Nuruosmaniye Caddesi üzerine “Yeşilay” vardı. Onunda Tiyatro kolu vardı. Adı: “Yeşil Sahne” Şair Yazar Sennur Sezer bu sahnenin yazarıydı. Oyun kurucusuydu. Cüneyt Türel, Şener Şen, Oğuz Aral yetişen usta oyunculardı.

 

Şair Özdemir Asaf Halkevi’ndeki Edebiyat matinelerinin vazgeçilmezlerindendi. Şiir okurken ne zaman biri dışarı çıkmak için kapıya yönelse okuduğu şiiri anında keserdi. Ayağa kalkana:

 

“Sana gitme demeyeceğim” diye seslenirdi. O gür sesiyle.  Elini de sallayarak “Divinya” derdi. Amma gitme. Burada kal…”

 

Kapıya yönelenler kalktıkları yere geri dönerlerdi. Otururlardı yerlerine. Özdemir Asaf, alkışlar eşliğinde devam ederdi şiirlerini okumaya…

 

O zamanlar “Babıali Caddesi”nde küçük de olsa bahçe içindeydi o taş binalar. En görkemlilerinden biri de Cumhuriyet Halk Partisi il binasıydı. Ünlü Başvekil Adnan Menderes bir yasa ile C H P mallarına el koydu. Ne de olsa adam tek başına iktidar. Bu bina da boşaltıldı. Binadan en son ayrılan Sebahat (Erdemir) Toktamış duvara “Gene geleceğiz” diye yazmıştı. Fakat bir daha parti geri gelemedi.
Menderes bu binayı Türkiye Milli Talebe Federasyonu’na verdi. Federasyon yerleşti bu görkemli binaya. Yakıştı da. Kapıdan içeri girişte sağdaki ilk oda turizm koluna tahsis edilmişti. O zaman Galatasaray Lisesi’nde okuyan arkadaşım Sultanahmetli Ferit Epikmen’in odasıydı orası. Çok turizm rehberi yetişti Ferit Epikmen’in başkanlığında o oda da. Tabii Turizmin dünya çapındaki efsanesi Ferit Epikmen de.

 

Hangi gencin başı sıkılsa soluğu Ferit Epikmen’in yanında alırdı. Ferit Epikmen derdine derman olurdu arkadaşların.

 

Kendi işi yetmiyormuş gibi bize de yardıma koşardı. Terzihane Sokağı ‘nda kurulu olan Türk Telgraf Ajansı’na. Dünya radyolarını dinlerdi. Spor haberlerini toparlardı. biz de gazetelere çıkardığımız bültenle onun haberlerini yetiştirirdik Babıali’de.

 

Ben gazeteciliği seçtim. O ise turizmi. O kısa zamanda, genç yaşında Ferit Epikmen adını duyurdu dünyaya. Turizmde dünya çapında efsane oldu Ferit Epikmen. Tabii kurucusu olduğu “Trans Orient Turizm Sanayi ve Ticaret A. Ş.” gibi.

 

Büyük insan, İstanbul Sevdalısı Çelik Gülersoy’un vefatından sonra da Türkiye Turizm Otomobil Kurumu’nun başına geçti.

 

Ne yazık ki Türkiye sevdalısı arkadaşım Ferit Epikmen’i pençesine düştüğü amansız hastalık bırakmadı. Alıp götürdü aramızdan. Keşke Eminönü Halkevi’nde şair Özdemir Asaf gibi seslenseydik o giderken ardından.

 

“Sana gitme demeyeceğim Ferit…. Amma gitme. Burada kal…”

 

Şimdi size canım arkadaşım Ferit Epikmen’in ilk kitabım “Olur Böyle Vak’alar” için yazdığı “Sultanahmet, İstanbul’un Göbeği” başlıklı yazıyı takdim ediyorum.
Gelin birlikte okuyalım. Ne dersiniz?

 

SULTANAHMET, İSTANBUL’UN GÖBEĞİ

 

“50′li yıllar. Galatasaray Lisesi’nde öğrenci idik. Sultanahmet’te oturuyoruz. Sultanahmet deyip geçmeyin, İstanbul’un o zamanki göbeği Babıali’sinden Topkapı Sarayı’na, Ayasofya’sından, Sultanahmet Camii’ne. Basının merkezi, turistik yerlerin ortası. Cağaloğlu’nun en güzel binalarından birinde Türkiye Milli Talebe Federasyonu, öğrencileri müziğe, tiyatroya, folklora, turizme yönelten çalışmaları ile tam bir okul işlevi görüyor. Galatasaray’da öğrenmekte olduğum Fransızca’yı bir an evvel kullanabilmeyi arzu ediyorum. Okuldan kalan zamanlarda federasyonun amatör öğrenci rehber kurslarına katılıp rehber brövesi alıyorum. Bu arada semt arkadaşlarımızdan eli kalem tutma becerisi gösterenler gazeteciliğe heves ediyorlar.

 

Doğan Katırcıoğlu kardeşim de bu mesleği seçenlerden. Yirmili yaşların kabına sığmayan gençleri bir şeyler başarmak isteği içindeler. Birbirimize yardımcı olmaya çalışıyoruz.

 

Türkiye hakkında dokümanter bir film çekmek üzere gelen bir Fransız rejisörün ve eşinin rehberliğini yapmaya başlıyorum. Doğan Katırcıoğlu da, sanırım ilk röportajını bu rejisörle yapıyor. Arkadaşlarla bir araya geldiğimiz yerlerden biri de Ajans Türktel Basın Ajansı (Türk Telgraf Ajansı) Doğan’ın ilk işvereni de bu ajans. Bizler de elimizden geldiği kadar yabancı basın ajanslarının bültenlerini tercüme edip içtiğimiz gazozları hak etmeye çalışıyoruz.

 

Sevgili Doğan kitabını, röportajlarını zevkle okudum.
Gençliğimizin olaylarına senin gözlerinle bakarken hem geçmiş olayları bir kez daha yaşadım, hem de gençlik günlerimiz gözümün önünden geçti.

 

Ellerine sağlık.

Ferit Epikmen”

Üstadım Özdemir Asaf, Ferit Epikmen arkadaşım kalkmış gidiyor.
Seslensene ona, Divinya’ya seslendiğin gibi…
“Sana gitme demeyeceğim. Amma gitme, burada kal.”

Yorum Yazın